26 Eylül 2016

Türk Dil Bayrami'nin Hatirlattiklari ve Senaryo...


 1932’deki ilk Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül, ülkemizde “Dil Bayramı” olarak kabul edilmiştir."Konuştuğumuz her kelimenin zihin dünyamızda bir karşılığı vardır. Türkiye Türkçesi dediğimiz dil, 13. yüzyılda Yunus Emre’nin diliyle bize aktarılmış ve ortaya çıkmış bir dildir. Bu dil, Horasan Erenleri ile gelmiş büyük bir okyanusun, büyük nehrin bize ulaştırdığı dildir.
      Ali Semerkandilerin, Ahmet Yesevilerin, Hacı Bektaşi Velilerin, Taptuk Emrelerin, Sarı Saltukların, Somuncu Babaların ve Yunus Emre’nin sayesinde bugüne dek ulaşmıştır.
Bizim iç dünyamizi aktarmamizi, ifade gücümüzü, dolayısıyla edebiyatı ve yaratıcı yazarlığımızı da Türkçe bilgimiz belirler. Örneğin pek cok kişi senaryo doktoru, senaryo danışmanı olduğunu beyan ediyor; fakat bir bakıyorsun yazdıklarına imla hatalari, yazım yanlışları ile dolu...Türkçe bilmeyen kişi yazmadan, herhangi birseyi öğretmeden önce Türkçe öğrenmeli kanımca...Aksini kabul etmek mümkün değil...Yaratıcılığımızı, kalemimizi kelimelerin dizilişi ve onları hangi işaretlerle anlamlandırdığımız belirler...Shakespeare'in Hamlet oyununda Polonius, Hamlet'e sorar:
-Neler okuyorsunuz, efendimiz?
Hamlet yanıtlar:
-Kelimeler, kelimeler, kelimeler?"
  

Okullar Açılırken

Geçtiğimiz hafta okullar açıldı. Okulun ilk haftası yapılan kırtasiye alışverişi, yeni basılmış kitapların kokusu, kalem kutuları... Kaçıncı sınıf olursa olsun okula başlarken yakınlarımızın bizden beklentisi ve bizim beklentilerimiz...Geleceğimizi inşa eden de bir nevi bu beklentimizin ateşlediği güç oluyor. Eğitime yeni başlayan öğrenciler ile ilgili olarak; bence önemli olan öğrencilere neyi, nasıl, ne kadar zamanda öğreneceğini metodlarıyla yalın biçimde anlatmak.Tam da bu esnada aklıma kuzenimin okula başladığı günlerdeki bir anı geldi. Henüz okul açılalı üç gün olmuştu, sarı kıvırcık saçları üzüm gibi omuzlarına düşmüş, kafasını umutsuzlukla yana düşürerek yanıma geldi. ‘Gökçe’ciğim okul nasıl gidiyor, sevdin mi birinci sınıfı?’ diye sordum. Omzuna düşürdüğü başını kaldırıp biraz elem, biraz umutsuzlukla ‘3 gün oldu ne okuma öğrendim, ne de yazmayı’ diyerek ağlamaklı oldu. Eğer bu kadar kısa sürede okuma öğrenemeyeceği anlatılsaydı, üzülmezdi.

Çocuk okurlarıma ve bütün çocuklara başarılı bir eğitim öğretim yılı diler, okul hayatına yeni başlayan miniklerin heyecanını duyumsarken bir işe başlarken metodlarını bilmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istedim...